Adsız.png9

Memlekette Pekmez zamanı.

Adsız.png6Üzümler toplanır. Söğüt ağacının dallarından örülmüş ve her biri 30-35 kğ üzüm alan köfünlere doldurulup Eşeklerle yada şimdilerde Patpatlarla taşınarak şırana? (şırahane-Şırakmana)) adı verilen bölüme doldurulur. Temiz çizmelerle birkaç kişi tarafından saatlerce çiğnenerek üzümün suyunun çıkması sağlanır. Üzümün şıra adı verilen suyu alttaki süzgeçli oluktan Şıralık adı verilen bölüme akar.

 Burada pekmez toprağı denilen özel bir toprakla mayalanıp dinlendirilir. Sonra kepçe yerine kullanılan Süs kabağından yapılan Uzun boyunlu kevgirlerle süzülerek kaynatılmak üzere pekmez kazanı ve pekmez leğenlerine aktarılır.Buradan Şırakmana denilen Pekmez ocaklarındaki büyük kazanlara kaynatılmak üzere doldurulur.

Yavaş yavaş kaynamaya başlayan kazanlardaki şıranın oluşan köpükler alınır. Kaynayarak kızaran şıranın pekmez kıvamına gelip gelmediği,  kepçelerle alınan örneklerle  lezzet kontrolünden geçirilir. Pekmez kıvamına gelince soğumaya bırakılır. Artık afiyetle yenmeye  hazırdır.Soğumaya bırakılan Pekmez, Süs kapaklarından yapılma uzun boyunlu kevgirlerle savrulmaya başlayınca oluşan köpükler Çıbık(Asma) yapraklarından yapılan kaşıklarla höpürdete höpürdete içilir.

Üzüm sıkıldıktan sonra geri kalan katı kısmı yani üzüm kabuğu, sapı ve çekirdeğinden oluşan posa kısmına Cubur denilirdi. Cubur,  sıkılarak suyundan tümüyle arındırılır.Cubur birkaç gün temiz çuvallara doldurularak onun ekşimesi için bekletilir ve ekşiyen bu cubura su ilave edilerek doğal sirke yapılır.Sirke yapımıda bittikten sonra kalan yani üzümün kabuğu, sapı ve çekirdeğini, isteyen kurutup hayvanlara yem olarak saklayabilir.

Yapılan Pekmezler  toprak küplerde saklanarak üç öğün sofralarımızda  yerini alır. Pekmezden, pekmez helvası, pişmaniye,gibi tatlılar yapılır. Yoğurda ve kara ilave edilerek yoğurtlu ve karlı pekmez tatlısıda  elde edilir.

 

Resimlerinden faydalandığımız Hüseyin SAYIN arkadaşımıza Teşekkürlerimizi sunuyoruz.

This slideshow requires JavaScript.

Ermenek Depremle Sallandı

ege-denizi-nde-4-7-buyuklugunde-deprem-4744208Ermenek ve çevresinde hissedilen ve uzun zamandan buyana bukadar fazlla sallamayan deprem Ermenek ve çevresinde paniğe neden oldu.

Antalya, gece yarısı saat 00.02 de 5.2 büyüklüğünde deprem sallandı. Akdeniz açıklarında meydana gelen, can ve mal kaybına yolaçmayan deprem Antalya kent merkezi ile bazı ilçelerinde ve Ermenek Taşeli bölgesindede yoğun olarak hissedildi.Paniğe neden olan depremde mal ve can kaybının olmayışı sevindirici.

O günler geri dönsün.

Bizler dün;sendeleyip yere düşen birisini gördüğümüzde, hemen KONICA MINOLTA DIGITAL CAMERAelinden tutup yerden kaldıran ve düşene Bir şeyin varmı ?Yardıma ihtiyacın varmı…? Yapabileceğim birşey varmı…? diye soran,birbirine destek veren Birbirimizin acılarına,sevinçlerine ve kederlerine ortak olan can yoldaşlarıydık.

Her akşam birbirimizin evine misafirliğe giden,Tarlada,Bağda ,bahçede,yolda,sokakda birbirleri ile selamlaşan ve birbirleri ile yardımlaşan can dostlarıydık.

Bizim o günlere ihtiyacımız var….O günler geri dönsün…çünkü bizim o günlere çok ama çoook ihtiyacımız var.

Yere düşen insanın elinden tutup ayağa kaldırmak, onun acılarını paylaşmak,onun dertlerine ortak olduğumuz günleri özlemek,o günleri geri getirmek acaba bu günlerde hayalmi.

Ayşe Kulin Füraya adlı kitabında diyorki “Eskiden böbürlenmek için kimse boşboğazlık yapmazdı.Has terbiyeyeyle yetişmiş bir nesildik biz…Boğazımıza dizilen ne varsa sahiciydi…Ülke meselelerinden tutunda yaşadığımız aşklara kadar…İşimizden gücümüzden komşuluk ilişkilerine kadar herşey sahici ve boğazımız dolu dolu olurdu.Bazan kan kusardık; kızılcık şerbeti içtik derdik.Karın tokluğu sırt pekliği,bir lokma ekmek,başını sokacak bir dam “eskiden çok önemliydi.

Şimdilerde ise oturup muhabbet ettiğin şen şakrak konuştuğun kişinin yanından kalkar kalkmaz, geride kalanların senin dedikodunu yaptıklarını…

Arkasından Ana avrat ağıza alınmayacak küfürler edilen kişi sizin yanınıza geldiğinde ise o küfürü edenler hiçbirşey olmamış gibi, hiçbir küfür etmemişcesine oturup o kişiyle muhabbet edip onunla dertleşebiliyorsa vah bizim halimize…..

Eskiden Geleneklerimiz,saygımız ve sevgimiz sanki her evde aynıydı.Boşboğazlık yapmak ve başkalarının arkasından konuşmak ayıp sayılırdı birde büyüklerimiz o dedikodu yapmak isteyen kişiyi uyarırdı.Birbirimizle maddi manevi yapılan yardımları kimsecikler duymazdı.Öğretmenimizi gördüğümüzde önümüzü ilikler başımızla onu selam verirdik.

Göründüğümüz gibi olmak vardı eskiden.

 Hayatımızda saygı, sevgi,emek ve inanmak vardı.Çünkü biz yere düşene gülen  ve onunla alay eden değil,onun elinden tutulması ve ona yardım edilmesi gerekir terbiyesi ile büyüyen bir nesildik. 

Şimdilerde ise bırakın yardım etmeyi, yan yana gelip konuşacak dertlerini paylaşabileceğin kişi sayısı parmakla gösterilir oldu.

Çünkü biz büyükler olarak Atalarımızdan öğrendiğimiz saygıyı,sevgiyi yardımlaşmayı unutur hale geldik.Ahmet A partisine oy vermiş o bizden değil….Mehmet B partisine oy vermiş o bizden değil….diye diye  bizleri yozlaştırdılar.

Seçilenler ceplerini doldururken,Seçenleri birbiri ile kavgalı hale getirdiler.Birbiri ile kavgalı olan seçenler….Seçilenler o koltuktan gidince acaba eski günlerine dönebileceklermi olaki eski günlerine döndüler birbirlerine olan saygı ve sevgileri aynı olabilecekmi.

Almış olduğumuz saygı, sevgi ve yardımlaşma terbiyemizi  unutmayalım.

Biz büyükler Atalarımızdan öğrendiğimiz Saymayı,Sevmeyi ve yardımlaşma duygularımızı unuttuğumuzda

Vah bizim çocuklarımızın haline

Vah bizim Çocuklarımızın geleceğine

Vah bizim gibi büyüklere

Saygı ve Sevgilerimle
Mustafa ÇIKRIK